
“ENFEKSİYONLAR, YALNIZCA BELİRTİLERE BAKILARAK HER ZAMAN BİRBİRİNDEN AYIRT EDİLEMEZ”
Önmez, üst solunum yolu enfeksiyonlarının birbirine benzeyen belirtilerle ortaya çıkabildiğini ifade ederek, soğuk algınlığı, grip ve Kovid-19 gibi enfeksiyonların yalnızca belirtilere bakılarak birbirinden ayırt edilemeyeceğini aktardı.
Hastaların bir kısmının, öksürük ve boğaz ağrısını, basit bir üşütme olarak değerlendirdiğini belirten Önmez, benzer şikayetlerin farklı solunum yolu enfeksiyonlarında da görülebildiğine işaret etti.
”HER HASTAYA AYNI TEDAVİNİN UYGULANMASI DOĞRU DEĞİL”
Önmez, özellikle yüksek ateş, yoğun kas ağrısı, belirgin halsizlik ve solunum güçlüğü gibi belirtiler varsa hastanın genel sağlık durumunun ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini kaydederek, “Enfeksiyonun seyri, kişinin yaşı ve eşlik eden hastalıkları tedavi yaklaşımında belirleyici oluyor. Her hastaya aynı tedavinin uygulanması doğru değil.” değerlendirmesinde bulundu.
Solunum yolu enfeksiyonlarının özellikle ileri yaştaki bireyler ile diyabet, kalp ve akciğer hastalıkları bulunan kişilerde daha ciddi sonuçlara neden olabileceğine dikkati çeken Önmez, şöyle devam etti:
“Sağlıklı bireylerde hafif belirtilerle geçirilen bir enfeksiyon, bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda veya kronik hastalığı bulunan kişilerde daha ağır seyredebilir. Özellikle diyabet, KOAH, astım ve kalp yetmezliği gibi hastalıkları bulunan kişilerde solunum yolu enfeksiyonları mevcut hastalığın kontrolünü zorlaştırabilir. Bazı hastalarda alt solunum yollarına ilerleyen enfeksiyonlar, zatürreye ve hastanede tedavi gerektiren tablolara yol açabilir. Bu nedenle risk grubundaki hastalarımızın belirtilerini hafife almamalarını ve şikâyetleri kötüleştiğinde gecikmeden hekime başvurmalarını öneriyoruz.”
Önmez, solunum yolu enfeksiyonlarında sık karşılaşılan hatalardan birinin bilinçsiz antibiyotik kullanımı olduğunu ifade ederek, üst solunum yolu enfeksiyonlarının büyük bölümünün virüslerden kaynaklandığına işaret etti.
”ANTİBİYOTİK TEDAVİSİ ANCAK HEKİM KARARI İLE BAŞLAR”
Hastaların bir kısmının, ateş ve öksürük başladığında antibiyotik kullanması gerektiğini düşündüğünü ancak viral enfeksiyonlarda antibiyotiklerin tedavi edici bir etkisi bulunmadığını belirten Önmez, gereksiz antibiyotik kullanımının, hastalığın daha hızlı iyileşmesini sağlamadığı gibi antibiyotik direncinin gelişmesine ve istenmeyen yan etkilere neden olabildiğine dikkati çekerek, “Antibiyotik tedavisi ancak hekim değerlendirmesi sonucunda gerekli görülen durumlarda kullanılmalı. Hastaların kendi kendilerine ilaç başlamaları doğru değil.” ifadesini kullandı.
Özellikle nefes darlığı ve göğüs ağrısının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Önmez, “Her boğaz ağrısı veya öksürük acil servise başvurmayı gerektirmiyor. Ancak nefes darlığı, göğüs ağrısı, bilinç değişikliği ve belirgin solunum güçlüğü gibi belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybedilmemeli.” uyarısında bulundu.
Önmez, bunun yanında düşen ateşin yeniden yükselmesi, öksürüğün giderek artması ve hastanın genel durumunun kötüleşmesinin de hekim değerlendirmesini gerektirebileceğine işaret ederek, özellikle birkaç gün kendisini iyi hissettikten sonra yeniden hastalanan kişilerin bu durumu sıradan bir iyileşme süreci olarak değerlendirmemesinin önemli olduğunu aktardı.
ÖNLEYİCİ TEDBİRLER SIRALANDI
Enfeksiyonlardan korunmak ve toplumdaki bulaş riskini azaltmak için bireysel önlemlerin önemli olduğunu belirten Önmez, şunları kaydetti:
“Solunum yolu enfeksiyonlarının yayılmasını önlemek için ellerin sık yıkanması, kapalı ortamların düzenli havalandırılması ve hasta kişilerle yakın temastan kaçınılması önem taşıyor. Hastalık belirtileri bulunan kişilerin mümkün olduğunca evde dinlenmesi ve kalabalık ortamlardan uzak durması gerekiyor. Özellikle kapalı ve kalabalık alanlarda maske kullanılması bulaş riskini azaltabilir. Yeterli uyku, dengeli beslenme ve uygun sıvı tüketimi de iyileşme sürecini destekliyor. Ayrıca risk grubundaki kişilerin hekimlerinin önerdiği aşıları yaptırmaları, ciddi enfeksiyonlara karşı korunmada önemli rol oynuyor”
ANW

