
“AKBELEN KAYBEDERSE DİĞER MEVZİLER DÜŞER”
Yargı baskısına rağmen direnişten vazgeçmeyen Işık, Akbelen’in sadece bir çevre mücadelesi değil, Türkiye genelindeki tüm toprak savunmaları için emsal teşkil eden bir “mevzi” olduğunu vurguladı. Şirketlerin Akbelen’i emsal göstererek Küçük Menderes gibi diğer bölgelerde de gasp politikalarını hızlandıracağını belirten Işık, şu uyarıda bulundu:
“Şirketler ‘Akbelen bile kaybetti’ dedirtmek istiyor. Akbelen kaybolursa çok önemli bir mevziyi kaybetmiş olacağız. Akbelen’de ne uygulandıysa bugün diğer yerlerde de aynı yöntemler devreye sokuluyor. İstenen şey, insanlara umut ve ilham veren bu mücadelenin raflara kaldırılması.”
“UMUTSUZLUĞA KAPILMA LÜKSÜMÜZ YOK”
Temyiz sürecinin ne kadar süreceğinin belirsizliğini koruduğunu ve tahliye tebligatlarının her an gelebileceğini ifade eden Işık, köylülerin direnmekten başka çaresi olmadığını belirtti. Tüm yurttaşları Akbelen’in sesi olmaya çağıran Işık, “Bizim umudumuz da direncimiz de büyük olmak zorunda. Akbelen’in gerçekliğini kendi çevremize anlatmaktan başlamalıyız. Herkesi Akbelen’in, toprağın ve zeytinin sesi olmaya çağırıyoruz” dedi.
BİLİRKİŞİ KEŞFİ NEDENİYLE 42 GÜN HAPİS YATMIŞTI
İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık’ın kızı olan ve 2019’dan bu yana maden faaliyetlerine karşı doğayı savunan Esra Işık, geçtiğimiz dönemde de yargı kıskacına alınmıştı. Bölgedeki bilirkişi keşfi sırasındaki protestolar gerekçe gösterilerek “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla yargılanan Işık, dava sürecinde 42 gün cezaevinde kalmış ve adli kontrol şartıyla tahliye edilmişti. Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Işık’a “direnme” suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası verilmiş, mahkeme hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar vermişti.