İzlanda, 2008 yılındaki küresel finans krizinin bankacılık sektörünü ve ekonomisini çökertmesinin ardından 2009’da AB’ye resmi üyelik başvurusunda bulunmuştu.
2010 yılında başlatılan üyelik müzakereleri, 2013’te Avrupa şüphecisi bir hükümetin iktidara gelmesiyle askıya alınmıştı.
Aradan geçen sürede küresel ve bölgesel dengeler köklü biçimde değişti. Rusya’nın Ukrayna’y askeri müdahalesi Avrupa’da güvenlik doktrinlerini sarstı. Bununla birlikte ABD Başkanı Donald Trump’ın komşu ada Grönland’ı kontrol altına alma yönündeki tehditleri İzlanda’daki güvenlik endişelerini tırmandırdı.
Kendi ordusu olmayan ve savunması için NATO ile ABD ile 1951 yılında imzalanan ikili anlaşmaya bağımlı olan İzlanda, Arktik altı bölgesinde stratejik bir konumda yer alıyor.
Bifrost Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Eirikur Bergmann, jeopolitik çalkantıların referandumun temel nedeni olmasa da tartışmaları doğrudan etkilediğini belirterek “Özellikle Grönland’a yönelik agresif tutum İzlanda’da büyük endişe yarattı; birçok insanın durup İzlanda’nın nereye ait olduğunu yeniden değerlendirmesine yol açtı” dedi.
Ekonomik alanda ise ülke ekonomisi yeniden toparlanma sürecine girse de dalgalı seyreden İzlanda kronu, yüksek enflasyon ve borçlu haneler üzerindeki faiz baskısı sürüyor.
İzlanda Merkez Bankası bu yıl politika faizini üç kez artırarak yüzde 8 seviyesine yükseltti. Bu tablo, euronun benimsenmesini borçlu kesimler açısından cazip bir seçenek haline getiriyor.
Başbakan Frostadottir, AB’nin Hindistan ve Mercosur ile anlaşmalar tamamladığını ve gümrük tarifelerinin birer silah olarak kullanıldığı yeni bir küresel iklimin oluştuğunu vurguladı.
Apsny News
Japonya’da dövme sanatçılarına hapis tehdidi
Ünlü milyarder lüks mekan açtı, mahalleliyle davalık oldu
SpaceX’ten 100 milyar dolarlık dev yatırım: Yeni uzay üssü geliyor
Japon Başbakan öldürmeye kıyamadı, arkadaş oldu. "Gidince yalnız hissettim"