

NÜFUS GÖÇ EDİYOR
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefa Kocabaş ise Batı Karadeniz’de enerji üretimi ve ağır sanayinin çevresel etkilerine dikkat çekti. Bölgedeki termik santrallerin hava kirliliği ve sıcaklık artışına yol açtığını belirten Kocabaş, sanayinin çevresel maliyetlerinin de hesaba katılması gerektiğini söyledi. Kocabaş, “Batı Karadeniz’in kurulu termik santral kapasitesi yaklaşık 3 GW (3.000 MW) seviyesinde. Kent, azot dioksit kirliliğinde Türkiye’de 6. ve 7. sıralarda. Kent merkezlerinde 5, ağır sanayi ve santral alanlarında uydu analizlerine göre 8 dereceye varan ekstra ısınmamız var. Su ve toprakta, özellikle Karabük’te ve ağır endüstrinin bulunduğu bölgelerde birikmiş kirliliklerimiz var. Nüfus göç ediyor, ekonomi de onlarla beraber göç ediyor” dedi.
KİRLETEN BEDELİNİ ÖDEMELİ
Avukat Yakup Okumuşoğlu ise iklim krizinin etkilerinin artık kapıya dayandığını vurgulayarak bilim insanlarının küresel sıcaklık artışının 1.5 derecede sınırlandırılması yönündeki uyarılarını anımsattı. Mevcut politikalarla devam edilmesi durumunda yüzyıl sonunda sıcaklık artışının 2.8 dereceyi bulabileceğini ifade eden Okumuşoğlu, Zonguldak’ın krizin tam merkezinde yer aldığını dile getirdi.

Zonguldak’ın Türkiye’nin sanayileşmesine sunduğu katkının bedelini sağlıkları ve doğalarıyla ödediklerini belirten Okumuşoğlu, sadece 1989-2020 yıllarını kapsayan bir çalışmaya göre kentteki erken ölümler, çocuk bronşitleri ve sağlık harcamalarının ulaştığı boyutun 32 milyar doları bulduğuna dikkat çekti. Okumuşoğlu, şöyle devam etti:
“Biz bu ülkenin sanayileşmesi, kalkınması için madenlerde canlarımızı kaybettik, ciğerlerimizi tozla doldurduk, doğamızı ve çevremizi feda ettik. Şimdi ‘kömürden çıkacağız’ denildiğinde ortaya çıkacak dönüşümün bedelini yine Zonguldaklılar ödememelidir. Zonguldak’a mutlaka pozitif ayrımcılık yapılmalı; devlet, kömürden çıkışın takvimini, işçilerin geleceğini ve kentin ekonomisinin nasıl kurgulanacağını bugünden şeffaf bir şekilde ortaya koymalıdır.”
TBMM gündemindeki İklim Kanunu taslağına da tepki gösteren Okumuşoğlu, metnin ekolojik korumadan ziyade şirketler için bir karbon ticareti ve piyasa mekanizması yarattığını söyledi.