
İLLÜZYONDAN İBARET GELİRLER, ARTAN GİDERLER
Yapay zekâ ekosistemindeki kârlılık iddiaları, piyasa dinamikleri ve finansal yapaylıklar nedeniyle büyük bir yanılsamadan ibaret. Yapay zekâ modellerinin çıktı maliyetlerini izleyen LLM Token Harcama Endeksi, Çinli açık kaynaklı rakipler ve düşen çıkarım maliyetleri nedeniyle zirve seviyesinden %50’den fazla düşerek 0,97 dolara gerilemiş durumda. Kullanım fiyatlarının ucuzlaması, yapay zekâ laboratuvarlarının gelirlerini eritmekte ve altyapı faturalarının ödenmesini zorlaştırmakta.
Dahası OpenAI ve Anthropic gibi şirketlerin gösterdiği yüksek gelir artışlarının arkasında, şirketlerin birbirine fon aktardığı döngüsel finansman mekanizması yatıyor. Öyle ki yapay zekâ firmalarının vergi öncesi gelirlerinin %54’e varan kısmı “diğer yapay zekâ firmalarıyla yapılan sözleşmelerden” oluşmakta. Roberts’in aktardığı veriler, yapay zekâ şirketlerinin gelirlerinin neredeyse tamamen bir veya iki diğer firmanın yatırım kararlarına bağlı olduğunu gösteriyor. Bu zincirleme bağımlılık, tek bir halkanın kopması durumunda tüm ekosistemi yıkacak sistemik bir kırılganlık yaratıyor.
VERİMLİLİK YANILGISI
Yapay zekâ laboratuvarı Anthropic’in, yapay zekânın yaygınlaşmasıyla ABD GSYİH ‘sının 2030’a kadar %32 artabileceği ve yıllık büyümenin %15’e çıkabileceği yönündeki iddiaları, Roberts tarafından “çılgın bir saçmalık” olarak nitelendirilmekte.
Tarihsel verilere bakıldığında temkinli olmak için her türlü gerekçe bulunabilir. Otomasyon son iki yüzyılda yıllık ortalama %2 oranında ilerlemiş ve büyümeyi hiçbir zaman bu oranın üzerine çıkaramamış. Genel amaçlı teknolojilerin (örneğin elektrifikasyon) fabrika verimliliğine yansıması 40 yıl sürmüş; yeni teknolojilerin ekonomik uyum gecikmesi ortalama 7 ila 18 yıl arasında kalmış. Şirketler yeni bir teknolojiyi benimsediğinde, gerekli altyapı ve organizasyonel uyum yatırımları nedeniyle ölçülen verimlilik ilk aşamada artmaz, aksine düşer. Nitekim OpenAI CEO’su Sam Altman da ekonominin devasa bir atalete sahip olduğunu ve değişim zaman çizelgeleri konusunda fazla iyimser olduklarını itiraf ediyor. Diğer yandan hizmet sektöründeki şirketlerin %61’i yapay zekâ araçlarını benimsediğini belirtse de çalışanların sadece %17’si yapay zekâyı iş süreçlerinde düzenli olarak kullanıyor.
FİZİKSEL EKONOMİNİN SINIRLARINA ÇARPIYOR
Yapay zekâ patlaması yazılımsal yeteneklerde bir sıçrama yaratsa da reel ekonominin fiziki sınırlarına çarpıyor. ABD ekonomisinin yalnızca üçte biri bilgisayar başında yürütülen işlerden oluşmaktadır. GSYİH’nin geri kalan üçte ikisi ise madenlerde, şantiyelerde, hastanelerde ve bakımevlerinde üretiliyor. Bu alanlarda otomasyon sağlanması, milyarlarca ucuz ve karmaşık robotun üretilip kurulmasını gerektirir; ancak robotik teknolojisi yazılımın çok gerisinde seyretmekte.Son birkaç yazımda bahsettiğim veri merkezlerinin ihtiyaç duyduğu elektrik altyapısının, fiziksel ve teknik gereklilikler nedeniyle yaratmakta olduğu gerilim de yine vurgulanmaya değer.
KAPİTALİZMİN KLASİK ÇELİŞKİSİ DEVREYE GİRİYOR
Michael Roberts’in analizinin temelindeki nihai sonuç, yapay zekânın kapitalist üretim tarzı içinde yarattığı derin çelişkidir. Yapay zekâ kullanım fiyatlarının düşmesi, teknolojinin yaygınlaşmasını ve toplumsal verimlilik potansiyelini artırabilir. Ancak fiyatların ve maliyetlerin düşmesi, yapay zekâ ekosistemindeki şirketlerin kârlılığını yok ediyor. Ne de olsa, üretici güçlerin ve verimliliğin artması ile sermayenin kârlılık zorunluluğu arasındaki bu çatışma, kapitalizmin temel çelişkisi. Yükselen faiz oranları, Anthropic veya OpenAI gibi firmaların olası başarısız halka arzları ya da açık kaynaklı modellerin kâr marjlarını tamamen eritmesi, ABD tarihinin bu en büyük ve en riskli ekonomik balonunu patlatabilecek tetikleyiciler olarak sırasını bekliyor.
(1) https://thenextrecession.wordpress.com/2026/09/26/ai-the-biggest-economic-bet-in-us-history/