Altın Portakal’da göç, kadın dayanışması ve barınma sorunu

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala


“SİSTEM BİZİ ASİMİLASYONA ÇEKİYOR”

Uluslararası Yarışma’da yer alan Bir Türk Meselesi (A Turkish Case) filminin yönetmeni Hüseyin Aydın Gürsoy, yapımın kendi yaşamından izler taşıdığını anlattı. Üç yaşında gittiği Fransa’da yaşamını kolaylaştırmak için adını değiştirdiğini belirten Gürsoy, Türkiye ile Fransa arasında sıkışan bir karakter üzerinden göçmenlerin karşılaştığı ayrımcılığı ele aldığını söyledi.

Filmin yalnızca Türk diasporasını değil, göçmenlik deneyimini anlattığını vurgulayan Gürsoy, “Sistem bizi asimilasyona doğru çekiyor aslında. Yani Fransa sisteminin, sadece hükümet değil iş dünyasında da, sizden bir asimilasyon beklentisi var” dedi.

Gürsoy, başkarakterin elde ettiği ayrıcalıkları kaybetmemek için giderek daha fazla taviz verdiğini, ancak sonunda kendisinin de göçmen kimliği nedeniyle ayrımcılığa uğradığını belirtti. Yönetmen, seyircinin filmden çıkarken kendisine “Göçmenlerin Fransa’da kendilerini evinde hissetmeleri için ne yapabilirim?” sorusunu yöneltmesini istediğini söyledi.

KENTSEL DÖNÜŞÜM VE AİDİYET

Yönetmen Ufuk Emiroğlu’nun Sevda filmi de gösterimin ardından düzenlenen söyleşide ele alındı. Oyuncular Tülin Özen, Mert Fırat ve Ercan Kesal’ın da katıldığı buluşmada, filmin kentsel dönüşüm ile kişisel hafıza arasında kurduğu ilişki tartışıldı.

Emiroğlu, senaryoyu oluştururken ailesinin geçmişinden ve İstanbul’un değişen mahallelerinden yola çıktığını belirterek Fikirtepe’deki dönüşümü yıllarca gözlemlediğini anlattı.

Senaryo sürecine de katılan Ercan Kesal ise filmin temelinde sürgün, tutunamama ve aidiyet arayışının bulunduğunu söyledi. Türkiye’de iç göçün sürdüğüne dikkat çeken Kesal, “Sevda da böyle bir hikâye; dönüşüme, değişime direnemeyen bir kadın hikâyesi, bir taraftan da bir baba-kız hikâyesi” dedi.

“KADIN DAYANIŞMASINA İHTİYACIMIZ VAR”

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda gösterilen Biket İlhan imzalı Tatlı Maya, farklı kültürlerden gelen üç kadının mücadelesini konu alıyor. Gösterimin ardından oyuncular Ayça Bingöl, Cansu Tosun, Emre Altuğ ve Suna Yıldızoğlu’nun da katıldığı söyleşide kadın dayanışması öne çıktı.

Yönetmen Biket İlhan, geçmişin mahalle ilişkilerinden hareketle filmi çektiğini belirterek, “Farklı kültürlerden, tarihlerden, dillerden, dinlerden gelen üç kadın var filmde. Ve üçü ne kadar güzel mücadele veriyor; buna çok ihtiyacımız var” dedi.

Ayça Bingöl ise ayrımcılık ve nefretin körüklendiği bir dönemde kadın dayanışmasını anlatan bir filmde yer almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Cansu Tosun da ötekileştirilme ve dışlanma deneyimlerinin filmde güçlü biçimde işlendiğini belirterek dayanışmanın yalnızca destek verilen kişiyi değil, destek olanı da dönüştürdüğünü söyledi.

BARINMA SORUNU VE SİSTEMİN ÇIKMAZLARI

Ulusal Yarışma’nın bir diğer filmi Taş ve Tüy, hapisten çıktıktan sonra oğlunu sosyal hizmetlerden geri almaya çalışan Nazire’nin mücadelesini anlatıyor. Filmin yönetmeni Ragıp Türk, gösterimin ardından yaptığı konuşmada barınma sorunu ve toplumsal güvencesizliğe dikkat çekti.

Türk, “Temelde barınma sorunu var, tekinsiz bir atmosfer var ve doğruyu yapmak için sistem tarafından suç işlemeye sürüklenen insanlar var” dedi.

Oyuncu Tuğba Kürükoğlu, filmin sığınma, sahip olma ve ait olma gibi temel insani ihtiyaçlara odaklandığını söyledi. Özgür Meriç ise karakterlerin yaşadığı çaresizlik üzerinden devletin sorumluluğunu sorgulayarak, “Hayat sana bir şans vermemiş, kızım biz sana bir şans verelim, diyemiyor mu?” ifadelerini kullandı.

“ERİL DÜNYANIN BASKISI”

Ulusal Özel Gösterim kapsamında izleyiciyle buluşan Çekmeceler filminin söyleşisine yönetmenler Mehmet Binay ve Caner Alper ile oyuncu Tilbe Saran katıldı.

Yönetmen Mehmet Binay, filmin yakın bir arkadaşlarının yaşamından esinlenerek yazıldığını ve senaryonun 13 farklı versiyonunun hazırlandığını söyledi. Caner Alper ise baba karakterini canlandıran Taner Birsel’in performansına dikkat çekerek pek çok erkek oyuncunun bu rolü kabul etmediğini belirtti.

Tilbe Saran, filmi yeniden izlediğinde erkek egemen düzenin yarattığı baskıyı daha güçlü hissettiğini belirterek, “Bugün bu filmi tekrar izlediğimde eril bir dünyanın bir erkeğin üzerindeki baskısı ve onun, tüm dünyaya olan baskısı ve çok ağır bedeller hissettim” dedi.



Source link

Altın Portakal’da göç, kadın dayanışması ve barınma sorunu
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

ANW ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.