
Arı Ankara Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne ifade işlemleri için önce davet edildi. Kendisine belirtilen saatte ifade işlemleri için kendisi Emniyet’e giden Arı’ya burada gözaltı kararı tebliğ edildi ve gözaltına alındı. Eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in şikâyeti üzerine “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” ve “halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” suçlamaları yöneltilen Arı savcılıkta ifade verdi. Burada yalnızca gazetecilik yaptığını ifade eden Arı, tutuklama istemiyle hâkimliğe sevk edildi. Ardından tutuklama kararı verildi.
Arı, cezaevine gitmeden önce, avukatları aracılığıyla mesaj gönderdi. Hâkimin tavırlarını hatırlatarak, “Avukatların sözünü kesti. Yatarı bile olmayan suçtan beni bir kez daha cezaevine gönderiyorlar” dedi.

GERÇEKLERİN ÜZERİNİ ÖRTEMEZSİNİZ
Karara sosyal medyadan tepki yağdı. Çağdaş Gazeteciler Derneği Ankara Şubesi, “Bürokratlar şikâyet edecek, yargı tutuklayacak, gazeteciler de susacak sanıyorsanız yanılıyorsunuz. BirGün muhabiri İsmail Arı’nın tutuklanması, bu keyfi ve hukuksuz düzenin kime hizmet ettiğinin açık belgesidir. Gazetecilik biat etmez, emrinize girmez! İsmail Arı derhal serbest bırakılmalıdır” açıklaması yaptı.
Disk Basın İş açıklamasında “İktidar, gazetecilere “Susun” diyor. Biz ise buradan bir kez daha söylüyoruz: Susmayacağız! Geri adım atmayacağız! Gazeteciliği suç sayan, haber yapanları cezaevine gönderen bu düzene karşı 24 Ekim Cumartesi günü sesimizi yükselteceğiz” ifadelerine yer verdi.
SOL Parti’den yapılan açıklamada “Onurlu gazetecileri baskılarınızla susturamayacaksınız, gerçeklerin üzerini örtemeyeceksiniz” denilirken YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir “Gazetecilere uygulanmayacak” diye savundukları sansür yasasını, bugün arpalık düzeni bozulan her bürokratın intikam sopasına çevirdiler. İsmail Arı’yı susturamazsınız, yazdığı gerçekleri silemezsiniz” diye konuştu.
Tutuklama kararına gazeteciler de tepki gösterdi. Gazeteci Bülent Mumay, “Gazetecilerin tutuklanarak eksileceğini, susacağını sanıyorlar. İsmail Arı yalnız, gazetecilik suç değildir” derken Hakkı Özdal, “İsmail Arı vazgeçmeyecek, BirGün vazgeçmeyecek, biz de vazgeçmeyeceğiz” dedi. Timur Soykan ise “Ülkeyi gömdükleri adaletsizlikte gazetecileri susturmak için anayasayı, yasaları çiğniyorlar” tepkisini gösterdi.

∗∗∗
75 GÜN CEZAEVİNDE KALMIŞTI
İsmail Arı, eşinin ailesini ziyaret ettiği Tokat’ta 21 Mart 2026 Cumartesi gecesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Kamu kurumlarındaki yolsuzluklar ve usulsüzlükler başta olmak üzere ülkedeki çarpıklıklara ilişkin haberleriyle tanınan Arı, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla 75 gün Sincan Cezaevi’nde kaldı. 5 Haziran 2026 Cuma günü ilk duruşmada tahliye edildi.
∗∗∗
İKTİDARIN MEDYA BASKISI SÜRÜYOR
Son bir yılda en az 22 gazeteci tutuklandı. T24’ün internet sitesine erişim engeli getirilirken, sosyal medya hesapları bir bir erişime engellendi. Halk TV ve Tele 1’e kayyım atandı. Son olarak soruşturması ve haber takibi aylar öncesinden başlayan gazeteci Murat Ağırel İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Sarıgül ailesi ve kara para aklama iddialarına ilişkin yürüttüğü dosya kapsamında ev hapsindeyken gözaltına alındı. Çıkarıldığı mahkemece tutuklanan Ağırel’e yöneltilen iddiaların arka planı ise ‘yapılmayan’ bir haber oldu.
∗∗∗
‘ALNIM AK, BAŞIM DİK’
Sarıgül Ailesi’ne yönelik soruşturma kapsamında yazmadığı haber nedeniyle suçlanan ve üç gün önce tutuklanan gazeteci Murat Ağırel, okurlarına ve kamuoyuna seslendi. Cumhuriyet’in aktardığına göre Ağırel el yazısıyla kaleme aldığı notunda “Alnım ak, başım dik” dedi. Ağırel’in mesajı şöyle oldu: “Suçum neymiş biliyor musunuz? Haber yapmayarak, örgüte üye de olmayarak, örgüte yardım etmişim. Vallahi şaka değil. Billahi değil. Gazetecilik yapmaya devam edeceğim. Şimdi kalemimi Metris Cezaevinin duvarlarına sürtüyorum, daha da keskinleşiyor.”

∗∗∗
NEFES ALAMIYORUZ
DİSK Basın-İş Sendikası Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu da “Basın meslek örgütleri olarak cumartesi günü yapacağımız eylem epeyce geç kalınmış bir eylem. Sesimizi yükseltmezsek, gücümüzü bir araya getirmezsek, halkla beraber dayanışma içinde bu sorunu sokağa dökmezsek bir sonuç alamayacağız. Onun için de artık sesimizi sosyal medyanın ötesinde kalkıp sokaklarda haykırarak ‘artık yeter nefes alamıyoruz’ şiarıyla yola çıkmaya karar verdik” dedi.
∗∗∗
HER ZAMAN BİR YOLUNU BULURUZ
BirGün’ün Ankara Temsilcisi Nurcan Gökdemir, muhabirimiz İsmail Arı’nın tutuklanmasının ardından Ankara Adliyesi önünde açıklama yaptı. Gökdemir, Arı’ya yöneltilen suçlamaların gazetecilik faaliyeti kapsamında yapılan yazışma ve paylaşımlara dayandırıldığını belirterek tutuklama kararına tepki gösterdi.
Arı’nın eski RTÜK Başkanı ve Türk Telekom Genel Müdürü Ebubekir Şahin hakkında yaptığı bir haber kapsamında görüş almak amacıyla gerçekleştirdiği WhatsApp yazışmasının suçlama konusu yapıldığını aktaran Gökdemir, söz konusu yazışmada tehdit, zorlama ya da hakaret bulunmadığını söyledi. Arı’ya ayrıca, fon soruşturmasıyla gündeme gelen Osman Nacar’ın babasının cenazesine ilişkin olduğu öne sürülen bir sosyal medya paylaşımının sorulduğunu ancak bu paylaşıma ilişkin somut bir görüntü ya da kaydın ortaya konulmadığını ifade etti.
Gökdemir, Arı’nın emniyete kendi isteğiyle ve avukatlarıyla birlikte gitmesine rağmen “kaçma şüphesi”, kamuya açık paylaşımlara dayanılmasına rağmen de “delil karartma” gerekçelerinin ileri sürüldüğünü belirtti. Sulh ceza hakimliğindeki sorguda Arı’nın savunmasının ve avukatların beyanlarının kesildiğini söyleyen Gökdemir, “Burada cezalandırılmak istenen gazetecilik” dedi.
Gökdemir şöyle konuştu: Hukuk kurallarıyla açıklanamayacak bir yargılama gerçekleştirildi. İsmail tutuklama istemiyle sevk edildiği sulh ceza mahkemesinde yeterince, istediği kadar ifade verilmeden, avukatlarının sözü kesilerek, hızlı bir yargılama sonucu Sincan Cezaevi’ne gönderildi.
Biz bunu çok iyi biliyoruz; burada cezalandırılmak istenen gazetecilik. Ortaya çıkan fon skandalıyla ilgili hiç kimse konuşamasın, konuşmaya niyetlenenler cezaevine konulsun, dışarıda kalanlar da konuşmaktan, yazmaktan, gazetecilik yapmaktan vazgeçirilsin isteniyor. Ama şunu bilmeliler ki, gazeteciler bu işi yapmanın her zaman bir yolunu bulurlar. Biri cezaevine konulur ama onun yerine yeniden yazacaklar bulunur. Gazetecilik suç değildir, artık elinizi üzerimizden çekin diyoruz.”

∗∗∗
ÜLKENİN DÖRT BİR YANINDA GAZETECİLER SOKAKTA
Gazetecilerin cumartesi günkü eşzamanlı eylemine dair buluşma noktaları ve saatleri şöyle:
• ADANA
Sanatçılar Parkı Basın Anıtı önü (Saat: 13.00)
• ANKARA
Kolej Kavşağı’ndan Sakarya Caddesi’ne yürüyüş ve açıklama (Saat: 14.00)
• ANTALYA
Attalos Heykeli önünden Cumhuriyet Meydanı’na yürüyüş (Saat: 14.00)
• BURSA
Osmangazi – Şehreküstü Meydanı (Saat: 14.00)
• DİYARBAKIR
Adliye önünden BTK önüne yürüyüş (Saat: 14.00)
• ESKİŞEHİR
Köprübaşı (Saat: 14.00)
• İSTANBUL
Kadıköy Boğa Heykeli önünden meydana yürüyüş ve açıklama (Saat: 13.00)
• İZMİR
Kıbrıs Şehitleri Türkan Saylan Kültür Merkezi önünden limana doğru yürüyüş (Saat: 14.00)
• KOCAELİ
İzmit Uğur Mumcu Parkı (Saat: 14.00)
• VAN
Sanat Sokağı’ndan kent meydanına yürüyüş ve açıklama (Saat: 14.00)
∗∗∗
‘ARTIK YETER’ DİYORUZ
İşlerini özgürce yapmak isteyen gazeteciler ise “Artık yeter” dedi. Basın mensupları, ülkenin dört bir yanında sokağa çıkma kararı aldı. Basın meslek örgütlerinin yayınladığı ortak çağrı metninde şu kararlı vurgulara yer verildi: “Basın örgütleri ve halkın haber alma hakkına sahip çıkan yurttaşlar olarak susmayacağız. Haberin, haberciliğin ve basın özgürlüğünün savunulması için sokağa çıkıyoruz. Tüm basın emekçilerini, basın örgütlerini ve hakikate ulaşma hakkını savunan herkesi dayanışmaya çağırıyoruz.”
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Başkanı Kıvanç El, gazeteci meslek örgütlerinin çok uzun yıllar sonra ilk defa bir araya geldiğini belirtti. “Günümüzde sansür-otosansür adeta rutin hale geldi” diye konuşan El, “Gazeteciler bu tablo içerisinde sadece haber yaptığı için gözaltına alınıp tutuklanıyor… Buna gazeteciler ses yükseltmek zorunda. Yurttaşları da gazeteciliğin yanında durmaya davet ediyoruz” diye çağrı yaptı.
TGS Başkanı Gökhan Durmuş ise son dönemde özellikle erişim engellerinin, kayyumların, ve kapatmaların gazeteciliği nefes alamaz noktaya getirdiğini ifade etti. “Hiç şüphesiz bunun basın özgürlüğüne yönelik bir saldırı biçimi olduğunu görüyoruz ama halkın haber alma hakkının da ciddi bir saldırı ve tehdit altında olduğu bir gerçek” diyen Durmuş şöyle konuştu: “Toplumun diğer kesimlerini de, yani haber alma hakkını kaybeden vatandaşları da bu 10 kentte yapılacak eylemlere davet ediyoruz. Çünkü bu sorun artık sadece gazetecilerin sorunu olmaktan çıktı, toplumun tüm kesimlerinin sorunu haline geldi.”

