
Havin ŞENER
Kamuoyunda “katliam yasası” olarak bilinen 7527 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu değişikliğinin üzerinden iki yıl geçti. Ekim ayının sonuna kadar sahipsiz tüm sokak hayvanlarının barınaklara alınacağı açıklanırken bu durum barınak sayılarını ve hayvanların yaşama koşulları gündeme getirdi.
Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde 386 barınak ve 102 doğal yaşam alanı var. Meclis komisyonu ve bakanlığın açıklamalarına göre, mevcut resmi ve belediyelere bağlı barınakların toplam hayvan barındırma kapasitesi ise 105 bin. Demokratik kitle örgütleri ve bağımsız inisiyatiflerin hazırladığı rapora göre de ülkedeki yaklaşık bin 400 belediyeden sadece 273 tanesinde aktif bakımevi mevcut. Resmi verilere göre toplanan 1,2 milyon köpeğin hangi barınaklara nasıl yerleştirildiği belirsiz.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi geçtiğimiz günlerde konuya ilişkin, “Sahipsiz sokak hayvanlarının yüzde 97’si toplanmış durumda. Muhtemelen ekim ayının sonunda tüm sahipsiz sokak hayvanlarını doğal yaşam alanlarına veya barınaklara almış olacağız. Hayvanların yaşam alanı sokaklar değil” dedi. Söz konusu yasa, yaşam savunucuları tarafından “yaşam hakkı ihlali” olarak değerlendirilirken hayvanların kapasitesi yetersiz barınaklara hapsedilmesi, bakımsız ortamlarda tutulması ve hastalıklar ölümlerine neden oluyor. Hayvan hakları savunucuları, düzenlemenin hayvanlara yönelik şiddeti artırdığını, bu süreçte binlerce hayvanın öldürüldüğünü savunuyor.
‘TALİMATLAR İLE KANUN ÖRTÜŞMÜYOR’
Hayvan Haklarını Koruma Federasyonu (HAYFED) Başkanı Nihal Kasa kanunun ve talimatların örtüşmediğini şu sözlerle aktardı: “Bu kanunun açık hükümleri ne diyor? Belediyeler bakımevi kuracak, hayvanların çerçevesi yasal koşullarla çevrili olarak; yani gölgeliği olacak, her hayvan için kulübesi olacak, kapalı alanı olacak. Hayvanların birbirine zarar vermemesi için her türlü idari, yapısal tedbir alınacak diyor. Bu kanun hayvanlar toplansın ama ‘zulüm alanlarına toplayın’ demiyor. Bu talimatlarla da yurdun dört bir yanından hayvanların aç sefil birbirine zarar verdiği, açlıktan öldüğü, öldürüldüğü, kızgın güneş altında yanarak can verdiği, hayvanların kendi yavrularını bile açlıktan yemek zorunda bırakıldığı vahşet görüntüler karşımıza geliyor. Burada talimatlarla kanun örtüşmüyor.” Denetimsizliğe de dikkat çeken Kasa, hayvanların toplandığı alanların kanuna aykırı zulüm, işkence alanları olduğunu ifade etti: “Her yerde görülen bu vahşetler konusunda denetimler yapılmıyor, idari ve yapısal tedbirler alınmıyor.”
SAVCILIĞA YANSIYAN İŞKENCE GÜNDEMDE
Geçtiğimiz günlerde Denizli barınağında eski çalışan olduğu belirtilen kişinin, ötanazi yapıldığına, anestezi etkisinde köpeklere tekme atıldığına, hamile köpeklerin kürtaj edildiğine dair iddialarına dair de konuşan Kasa, “Belediye hemen yalanladı bunları. O barınak çalışanı aynı zamanda savcılığa da başvurdu, bu kısım önemli. Çünkü iftira olsa adam gidip bunu yapmaz” dedi. Kasa, şöyle devam etti: “Aynı zamanda belediyenin Denizli Valiliği’ne sunduğu raporda 2025 yılının başından şu ana kadar barınağa 13 bin 481 köpek toplandığını bunun 11 bin 315’inin öldüğü resmi olarak beyan ediliyor valiliğe.”
Valiliğe sunulan verilerdeki kayıtlara ve Mülkiye Teftiş Raporu’na dikkat çeken Kasa, sözlerini şöyle noktaladı: “Doğal yaşam alanı denen yerde hiç köpek yok. Barınakta yalnızca 613 hayvan bulunduğunu yazılmış ve bir diğer önemli husus; rapor 2025 yılının başından başlıyor fakat 2025 yılı öncesinde de toplanan binlerce hayvan olmalı o barınakta ama sayı sıfır. Yani onlara ilişkin bir rakam yok raporda. Bu ne demek? Sistematik biçimde öncesi de öldürülmüş olarak görüyoruz biz. Mülkiye Teftiş Raporu’nun geçen seneki verilerine göre durum bu. Kanun ‘bakımevi olma şartı ile doğal yaşam alanı kurarsın’ diyor. Bunlar yokken talimatlarla hayvanları öldürtmeye mecbur bırakıyorlar.”
∗∗∗
KÖPEK ÖLÜMLERİYLE İLGİLİ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULDU
Sivas’ta 23 ve 29 Şubat tarihlerinde iki farklı adreste açık alanda ölü bulunan köpeklerin uyuşturucu iğnelerle katledildiği iddiası üzerine ise yeni bir gelişme yaşandı. Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP), Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. HAYTAP Sivas İl Temsilcisi Özge Nihan Çubukçu “Bu yasayı ‘Biz hayvanları alacağız, barınaklarda yaşatacağız’ diye çıkarttılar. Bunun pratikte böyle olmayacağı belliydi. Türkiye’de binlerce hayvan kayıplara karıştı. Sadece Sivas özelinde de değil bu yasayla birlikte bir soykırım başladı aslında” dedi.


