
Araştırma, Nature dergisinde “Ubiquitous Kelvin–Helmholtz instabilities driving plasma mixing on the Sun” başlığıyla yayımlandı. 5 Ağustos’ta yayımlanan araştırmada, Güneş’in fotosferindeki manyetize plazmanın hareketi sırasında oluşan Kelvin–Helmholtz kararsızlıkları ilk kez bu ayrıntı düzeyinde doğrudan gözlendi.
Associated Press’in (AP) aktardığına göre araştırmacılar görüntüleri başlangıçta teleskobun sınırlarını test etmek ve gözlem yöntemini geliştirmek amacıyla elde etti. Ancak veriler incelendiğinde Güneş’in parlak yüzeyinde daha önce seçilemeyen tüy ve girdap benzeri yapıların ortaya çıktığı görüldü.
19 KİLOMETRELİK AYRINTILAR GÖRÜNÜR HALE GELDİ
Daniel K. Inouye Güneş Teleskobu, 4 metrelik ana aynasıyla dünyanın en güçlü Güneş teleskobu olarak biliniyor. Yeni gözlemlerde yaklaşık 19 kilometre büyüklüğündeki yapılar ayırt edilebildi. Dünya’dan yaklaşık 150 milyon kilometre uzakta bulunan Güneş düşünüldüğünde bu, son derece yüksek bir çözünürlük anlamına geliyor.
National Solar Observatory’den (NSO) Friedrich Wöger, görüntülerin Güneş yüzeyinden şimdiye kadar elde edilen en yüksek uzamsal çözünürlüklü gözlemler arasında olduğunu belirtti.

GÜNEŞ’TEKİ “DALGA” HAREKETİNİN İZİ
Araştırmacıların görüntülerde saptadığı Kelvin–Helmholtz kararsızlığı, farklı hızlarda hareket eden iki akışkan tabakanın birbirinin yanından geçmesi sırasında ortaya çıkan bir fiziksel süreç.
Dünya’da rüzgârın suyun üzerinden geçerken dalgalar oluşturmasında veya bazı bulutların kıvrımlı şekiller almasında benzer bir mekanizma görülebiliyor. Güneş’te ise söz konusu “akışkan”, son derece sıcak ve elektrik yüklü gazdan oluşan plazma.
Hızları farklı plazma akımları yan yana hareket ettiğinde sınır bölgelerinde küçük bozulmalar oluşuyor. Bunlar zamanla büyüyerek spiral ve girdap benzeri yapılara dönüşüyor.
Araştırmacılar benzer oluşumların Dünya atmosferinde, okyanuslarda, Jüpiter ve Satürn gibi gezegenlerde daha önce gözlendiğini ancak Güneş’in fotosferinde bu ölçekte doğrudan doğrulanmadığını belirtiyor.
MANYETİK ALANI “ÖRGÜLÜYOR” OLABİLİR
Keşfin önemi yalnızca Güneş’in daha ayrıntılı görüntülenebilmiş olmasından kaynaklanmıyor.
Bilim insanlarına göre söz konusu küçük girdaplar, Güneş’in manyetik alan çizgilerini sürekli hareket ettirerek bükebilir ve birbirinin etrafına dolayabilir. Araştırmacılar bu süreci saç tellerinin örülmesine benzetiyor.
Manyetik alanlarda giderek artan gerilim daha sonra aniden açığa çıkabiliyor. Güneş patlamaları, jetler ve koronal kütle atımları gibi güçlü olayların arkasında da bu manyetik enerji bulunuyor.
Koronal kütle atımları Dünya’ya yöneldiğinde uyduları, GPS sistemlerini, radyo iletişimini ve elektrik şebekelerini etkileyebilen jeomanyetik fırtınalara yol açabiliyor.

GÜNEŞ’İN EN BÜYÜK GİZEMLERİNDEN BİRİNİ AÇIKLAYABİLİR
Yeni bulgular, Güneş fiziğinin onlarca yıldır çözülmeye çalışılan en önemli sorunlarından birine de ışık tutabilir.
Güneş’in görünür yüzeyi yaklaşık 6 bin derece sıcaklıktayken, daha dışarıda bulunan korona tabakasının sıcaklığı birkaç milyon dereceye ulaşabiliyor. Isı kaynağından uzaklaştıkça sıcaklığın azalması beklenirken Güneş atmosferinde bunun tersinin yaşanması, bilim insanlarının uzun süredir açıklamaya çalıştığı bir sorun.
Araştırmacılar, yeni görüntülenen küçük ölçekli girdapların enerjinin daha küçük yapılara aktarılmasını ve sonunda ısıya dönüşmesini sağlayabileceğini düşünüyor.
Araştırma ekibinden David Kuridze, bu mekanizmanın Güneş’in ve benzer yıldızların dış atmosferlerinin neden olağanüstü derecede sıcak olduğunu anlamada önemli bir rol oynayabileceğini belirtti.
UZAY HAVA TAHMİNLERİ AÇISINDAN DA ÖNEMLİ
Güneş’in manyetik yapısının nasıl oluştuğunun ve enerji biriktirdiğinin daha iyi anlaşılması yalnızca temel astronomi açısından önem taşımıyor.
Güçlü Güneş patlamaları ve koronal kütle atımları Dünya çevresindeki teknolojik sistemler üzerinde ciddi etkiler yaratabiliyor. Bu nedenle bilim insanları Güneş’teki küçük ölçekli süreçleri anlamanın, ileride uzay hava olaylarının daha iyi tahmin edilmesine katkı sağlayabileceğini düşünüyor.
