
Özette, “Devam eden jeopolitik belirsizliklere bağlı olarak enerji fiyatlarındaki yüksek ve dalgalı seyir sürmektedir. Enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerine ilişkin belirsizliklerin süresi ve boyutu enerji fiyatlarının gelecekteki seyri açısından belirleyici olmaya devam edecektir. Diğer taraftan, tarım emtia fiyatlarında da olumsuz hava koşulları ve jeopolitik gelişmeler kaynaklı yüksek seyir gözlenmektedir. Bu durum, enflasyon gelişmeleri ve beklentiler üzerinde yukarı yönlü bir başka risk unsuru olarak ortaya çıkmaktadır” ifadelerine yer verildi.
Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde 2026 yılı için olumsuz büyüme görünümünün sürdüğü aktarılan özette, diğer taraftan 2027 yılında baz etkilerinin de devreye girmesiyle büyüme oranlarının toparlanmasının beklendiği kaydedildi.
Özette, bu çerçevede küresel ölçekte zayıf ve kırılgan görünümün devam edeceği, Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin 2026 yılı için yüzde 1,6, 2027 yılı için ise yüzde 2,5 artacağının tahmin edildiği bildirildi.
KÜRESEL ENFLASYON ÜZERİNDEKİ YUKARI YÖNLÜ ETKİLER SÜRÜYOR
Emtia fiyatlarındaki oynaklığa bağlı olarak küresel enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklerin sürdüğü belirtilen özette, merkez bankalarının hem söz konusu riskleri gözetmeye devam ettiği hem de gelişmelerin büyüme ve istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini dikkate aldığı ifade edildi.
Özette, politika faizlerine ilişkin piyasa fiyatlamalarının, gelişmiş ülkelerde faiz artırımı beklentilerinin sürdüğüne işaret ettiği belirtildi.
Jeopolitik gelişmelerin ve El Nino gibi iklim olaylarının yol açtığı olumsuz küresel hava koşullarının neden olduğu arz şokunun ne kadar kalıcı olacağının ve enflasyon beklentilerini ne ölçüde bozacağının küresel para politikalarının seyri açısından önem taşıdığı kaydedilen özette, “Son dönemde, artan belirsizlik ve risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından fon çıkışları gözlenirken, portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskler canlılığını korumaktadır” değerlendirmesine yer verildi.
Özette, tüketici fiyatlarının eylül ayında yüzde 1,84 oranında arttığı, yıllık enflasyonun 1,78 puan gerileyerek yüzde 29,73 seviyesinde gerçekleştiği belirtilerek, aylık bazda gıda fiyatlarının taze meyve ve sebze kaynaklı gerilediği, enerji fiyatlarındaki yükselişin devam ettiği, okula dönüşe bağlı olarak başta eğitim hizmetleri olmak üzere ilgili kalemlerde artışlar gözlendiği kaydedildi.
Yıllık enflasyonun enerji grubunda belirgin bir artış gösterdiği, temel mallarda yatay seyrettiği aktarılan özette, “(Yıllık enflasyon) Hizmet ile gıda ve alkolsüz içecekler gruplarında ise gerilemiştir. B endeksinin (enerji, işlenmemiş gıda ürünleri, alkollü içecekler ve tütün ile altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı 1,68 puan azalışla yüzde 29,00, C endeksinin (enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içecekler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı ise 1,37 puan azalışla yüzde 28,70 olmuştur.” bilgisi verildi.
Özette, yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, gıda ve alkolsüz içecekler, hizmet, temel mal ile alkol-tütün-altın gruplarının katkılarının bir önceki aya kıyasla sırasıyla 1,40, 0,70, 0,05 ve 0,02 puan azalırken enerji grubunun katkısının 0,39 puan arttığı belirtildi.
AKARYAKIT FİYATLARI
Eylül ayında enerji fiyatlarında gözlenen yüzde 6,25 oranındaki aylık artışta, küresel gelişmelerin etkisiyle artan akaryakıt fiyatlarının belirleyici olduğu vurgulanan özette, şu ifadelere yer verildi:
“Rafineri marjlarındaki yükselişin akaryakıt fiyatları üzerindeki etkisi de sürmüştür. Eylül ayında hizmet grubunda aylık enflasyon, ulaştırma ve haberleşme hizmetleri öncülüğünde yavaşlamıştır. Temel mal grubunda giyim ve ayakkabı fiyatları yeni sezona geçişin etkisiyle yükselirken dayanıklı tüketim mallarında tüketici elektroniği ve beyaz eşya alt kalemlerindeki fiyat artışları dikkat çekmiştir. Bu dönemde, gıda fiyatlarındaki düşüşte taze meyve ve sebze öncülüğünde gerileyen işlenmemiş gıda fiyatları belirleyici olurken işlenmiş gıda grubunda ise aylık fiyat artışı önceki aya kıyasla yavaşlamıştır. Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre tüketici fiyatlarının aylık artışı yavaşlamış; B ve C endekslerinde de aylık enflasyon bir önceki aya kıyasla gerilemiştir. Fiyat artışları, B endeksini oluşturan gruplardan temel malda yükselmiş, hizmet ve işlenmiş gıdada ise zayıflamıştır. TCMB bünyesinde takip edilen göstergeler, eylül ayında enflasyonun ana eğiliminin bir önceki aya kıyasla gerilediğini göstermiştir. Benzer şekilde, üç aylık ortalamalar bazında da düşüş kaydedilmesiyle enflasyonun ana eğilimindeki yavaşlama belirginleşmiştir. Yılın ikinci çeyreğinde yüzde 2,2 seviyesinde olan ana eğilim, üçüncü çeyrekte yüzde 1,8’e gerilemiştir.”
KİRA FİYATLARI
Özette, eylül ayı itibarıyla üç aylık ortalamalar bazında mevsimsellikten arındırılmış enflasyonun bir önceki aya kıyasla temel mallarda yatay seyrederken hizmetlerde gerilediği bildirildi.
Jeopolitik gelişmeler kaynaklı arz yönlü şoklara karşın talep koşullarındaki zayıf seyrin enflasyonun ana eğilimini sınırladığı değerlendirilen özette, hizmet sektöründe hakim olan fiyatlama davranışının önemli bir atalete ve şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına neden olduğu, hizmet enflasyonunun mallara göre yüksek seyrettiği belirtildi.
Özette, eylül ayı itibarıyla yıllık mal enflasyonunun yüzde 25, hizmet enflasyonunun ise yüzde 38 civarında olduğu kaydedilerek, “Alt gruplar bazında incelendiğinde, hizmet grubunu oluşturan tüm alt gruplarda yıllık enflasyonun gerilediği görülmektedir. Eylül ayında, diğer hizmetler grubunda fiyatlar aylık yüzde 3,45 oranında artmış, bu alt grupta eğitim hizmetlerinin yanı sıra finansal hizmetlerde kaydedilen artışların da etkisi hissedilmiştir. Eğitim hizmetleri fiyatları eylül ayında yüzde 14,19 yükselmiştir. Vakıf yükseköğretim kurumlarının kayıt dönemine bağlı olarak geçtiğimiz yıl eylül ayında tek seferde yansıyan üniversite eğitim ücreti artışlarının bu yıl ağustos ve eylül aylarına yayılması, eylül ayı hizmet enflasyonunu sınırlamıştır” değerlendirmesi yapıldı.
Diğer taraftan, önceki yıllardan farklı olarak ilk ve ortaöğretim ücretlerinde eylül ayında görece yüksek artışlar kaydedildiği anlatılan özette, ulaştırma hizmetlerinde ise okul servisi ücretlerindeki yüzde 16,04’lük artışa karşın hava yolu ile yolcu taşımacılığı ücretlerindeki yüzde 9,03’lük düşüşün etkisiyle aylık artışın yüzde 0,24 ile sınırlı kaldığı ifade edildi.
Özette, kiralardaki yavaşlama eğiliminin sürdüğüne dikkati çekilerek, şöyle devam edildi:
“Nitekim, mevsimsel etkilerden arındırılmış üç aylık kira artışının yıllıklandırılmış oranı, yıllık tüketici enflasyonu seviyesine gerilemiştir. Lokanta-otel grubu ılımlı seyrini sürdürmüştür. Önceki iki ayda yüksek aylık artışlar sergileyen haberleşme hizmetlerinde de eylül ayında fiyat artışları ılımlı bir seyir izlemiştir. Yurt içi üretici fiyatları eylül ayında yüzde 2,07 oranında artmış, yıllık üretici enflasyonu 0,57 puan azalarak yüzde 27,38 olmuştur. Bu dönemde de ana sanayi gruplarına göre enerji fiyatları yüzde 3,55 oranındaki artışıyla öne çıkmaya devam etmiştir. Ara malı fiyatları yüzde 2,04 oranında yükselirken diğer ana sanayi gruplarında artışlar yüzde 1,5-1,6 bandında gerçekleşmiştir. Sektörel bazda ise tütün, rafine edilmiş petrol ürünleri ile kömür ve linyitte fiyat artışları belirgin olmuştur.”
Eylül ayında uluslararası emtia fiyatlarının enerji ve tarımsal emtialar öncülüğünde yükselişini sürdürdüğü belirtilen özette, ekim ayının ilk 20 günü itibarıyla enerji emtia fiyatları artarken tarımsal ve endüstriyel emtia fiyatlarının azaldığına işaret edildi.
Özette, küresel altın fiyatlarının ağustos sonrasında gerilediği vurgulanarak şunlar kaydedildi:
“Brent ham petrol fiyatlarındaki yüksek oynaklık sürerken, jeopolitik gelişmelerin etkisiyle eylül ayında ortalama 117 dolar seviyesinde gerçekleşen spot fiyatlar, ekim ayının ilk 20 gününde ortalama 127 dolar seviyesine yaklaşmıştır. Benzer şekilde, propan, bütan, kömür ve TTF doğal gaz fiyatları da yükselmeye devam etmiştir. Küresel gıda fiyatlarındaki yükseliş eğilimi devam etmiş, FAO gıda fiyatları endeksi, eylül ayında şeker ve tahıl fiyatları öncülüğünde artmıştır. Rusya-Ukrayna arasındaki gerilimin tırmanması arz endişelerini canlı tutmuş, bazı tahıl ürünlerinde fiyatlar son dönemde bir miktar yükselmiştir. El Nino iklim olayının etkileriyle şeker ve pirinç gibi bazı tarımsal emtiaların vadeli fiyatlarındaki artış da dikkat çekmiştir. Canlılığını koruyan jeopolitik gerilimler neticesinde yüksek seyreden enerji ve emtia fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde oluşturduğu yukarı yönlü riskler sürmektedir. Küresel Arz Zinciri Baskı Endeksi ağustos ve eylül aylarında da yükselerek tarihsel ortalamasının üzerinde kalmıştır. Jeopolitik gelişmelerle Hürmüz Boğazı kaynaklı riskler varlığını korurken küresel navlun maliyetleri yüksek seyrini sürdürmektedir. Mevsimsel etkilerden arındırılmış imalat sanayi PMI verileri, eylül ayında girdi ve ürün fiyat endekslerinde artışa, tedarikçi teslim sürelerinde ise kısmi bir iyileşmeye işaret etmiştir. Öte yandan, döviz kuru sepetindeki ılımlı seyir devam etmektedir.”
YIL SONU ENFLASYON BEKLENTİSİ DEĞİŞMEYEREK YÜZDE 29,6 SEVİYESİNDE KALDI
Özette, ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre 2026 yıl sonu enflasyon beklentisinin değişmeyerek yüzde 29,6 seviyesinde kalırken 2027 yıl sonu enflasyon beklentisinin 0,6 puan artışla yüzde 23,3’e yükseldiği ifade edildi.
12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisinin 0,2 puan artarak yüzde 23,9, 24 ay sonrasına ilişkin beklentinin ise 0,4 puan düşüşle yüzde 17,9 olarak ölçüldüğü aktarılan özette, “5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,1 puanlık yükselişle yüzde 12,2 düzeyinde gerçekleşmiştir. Reel sektör beklentilerine bakıldığında, eylül ayında firmaların 12 ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisi 0,3 puan düşerek yüzde 32,5 olarak ölçülmüştür. Aynı dönemde hanehalkının 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise değişmeyerek yüzde 45,6 seviyesinde kalmıştır. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir. Aylık dalgalanmalara karşın, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergeler ana eğilimdeki gerilemeyi teyit etmektedir.” denildi.
Özette, eylül ayında ana eğilimde gözlenen düşüşte, önceki yılın tamamı eylül ayında gerçekleşen vakıf üniversitesi ücret artışlarının bu yıl ağustos ve eylül aylarına yayılmasından kaynaklanan mekanik etkinin de rol oynadığı anlatılarak şunlar ifade edildi:
“Öncü veriler, söz konusu etkinin ortadan kalkmasıyla mevsim etkilerinden arındırılmış aylık hizmet enflasyonunun beklentilerle uyumlu olarak bir önceki aya kıyasla yükseleceğine ancak önceki aylarda gözlenen seviyelerin altında kalacağına işaret etmektedir. Ekim ayında beyaz eşya ve tüketici elektroniği gibi dayanıklı tüketim mallarında fiyat artışları devam etmekle birlikte, mevsim etkilerinden arındırılmış temel mal enflasyonunun ılımlı seyrini koruyacağı tahmin edilmektedir. Diğer taraftan, gıda grubuna ilişkin veriler, taze meyve ve sebze fiyatları kaynaklı olarak mevsimsellikten arındırılmış aylık gıda enflasyonunda yükselişe işaret etmektedir. Ayrıca, jeopolitik gelişmeler kaynaklı küresel enerji fiyatlarındaki yükselişin akaryakıt, tüp gaz ve katı yakıt üzerinden yurt içi enerji fiyatlarını yukarı çekmeye devam etmesi beklenmektedir. Gıda ve enerji fiyatlarındaki bu görünüme bağlı olarak tüketici fiyatları artışının bir önceki aya göre yükseleceği, B ve C enflasyonunun ise daha ılımlı seyredeceği değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, manşet enflasyondaki yükselişin ana eğilime etkisi sınırlı kalacaktır. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir.”
“ENFLASYON ÜZERİNDEKİ YUKARI YÖNLÜ RİSKLER…”
Özette, Para Politikası Kurulunun (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’den yüzde 36’ya indirilmesine karar verdiği anımsatıldı.
Kurulun ayrıca Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’tan yüzde 39’a, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’ten yüzde 34,5’e indirdiği kaydedilen özette, “Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları, enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Adımların büyüklüğü ve zamanlaması enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirlenecektir. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır.” açıklaması yapıldı.
Özette, kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizmasının ilave makroihtiyati adımlarla destekleneceği vurgulanarak likidite koşullarının yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçlarının etkili şekilde kullanılmaya devam edileceği bildirildi.
Kurulun politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyeceği ifade edilen özette, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacağı belirtildi.




