Dijital ekrandan Salvador Dalí’ye bakmak

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala


İki sergi arasındaki fark, bizim dünyamızın nasıl değiştiğini anlatması. 2008’de müze salonlarında dolaşarak tanıdığımız sanatçı, bugün ekranların gündelik hayatın neredeyse her alanını kapladığı bir çağda yeniden karşımızda.

EKRAN ARTIK YENİ TUVAL Mİ?

‘Dalí Cybernetics: Dehanın Zihnine Yolculuk’ sergisi, 2022’de Barselona’da başlatılmış ve 14 şehri dolaşmış, Gala-Salvador Dalí Vakfı’nın desteğiyle Barselona merkezli Layers of Reality tarafından hazırlanmış.

Sergi bu kez düşlerin ve bilinçaltının peşinden giden bir sürrealistin izini sürmüyor. Bilimsel gelişmeleri yakından izleyen; geometri, optik, nükleer fizik, kuantum fiziği, DNA, stereoskopi ve holografi gibi alanlarla ilgilenen bir Dalí profili sunuyor.

Sinema Odası’nda gösterilen, Jack Bond’un 1965 tarihli ‘Dalí in New York’ ve Albert ile David Maysles’ın 1966 tarihli ‘Dalí’s Fantastic Dream’ belgesellerinden yararlanılarak hazırlanan film, sanatçının kamera karşısındaki tavrını, konuşmalarını ve kişiliğini gösteriyor. Onun şu cümlesi sanatının nüvesini vermesi açısından çok önemli: “Resimle ve edebiyatla ilgilenmiyorum. Sibernetik, kuantum fiziği ya da biyolojiyle ilgileniyorum.”

Sürükleyici Deneyim Odası’nda ise 30 adet 4K projeksiyon cihazıyla duvarlara ve zemine yansıtılan görüntüler, mekânı baştan sona kaplıyor. Dalí’nin eserlerinden alınan imgeler büyüyor, hareket ediyor, birbirlerinin içine geçiyor. Empordà manzaraları, geometri, fizik ve DNA gibi kavramlar aynı görsel akışta buluşuyor. Bu deneyim, Dalí’nin optik yanılsamalara ve algı oyunlarına duyduğu ilgiyi düşününce anlam kazanıyor.

YAPAY ZEKÂ VE DALÍ

Sergiyi bugünün dünyasında ilginç kılan asıl başlıklardan biri de yapay zekâ. Dalí’nin resimlerinde gerçek olmayanın inandırıcı bir görsel karşılık kazanması, sanatçının en dikkat çekici özelliklerinden biriydi. Bugün yapay zekâ da gerçek dünyada karşılığı bulunmayan figürleri, mekânları ve nesneleri görüntüye dönüştürebiliyor. Ancak Dalí’nin imgeleri sanatçının dünyası, bilinçaltına ilişkin araştırmaları ve bilimsel merakı üzerinden biçimleniyordu. Yapay zekâ ise kendisine sunulan komutlar üzerinden görüntü üretiyor. Bu fark, sürrealizmi bugünün dijital kültürü içinde yeniden düşündürüyor. Sürrealistlerin gerçekliğin sınırlarını genişletme çabasıyla bugünün sınırsız görüntü üretimi arasında bir yakınlık kurulabilir ancak her tuhaf görüntü sürrealist bir yapıt, her dijital müdahale de sanatsal bir keşif anlamına gelmiyor.

18 yılda sanatın sergilenme biçimleri kadar izleyicinin alışkanlıkları da değişti. Görüntülerin sürekli aktığı, ekranların hayatın merkezine yerleştiği, dijital içeriklerin hızla tüketildiği bir dönemde müzeler ve sergi mekânları da yeni anlatım biçimleri arıyor. DDM’deki Dalí sergisi bu dönüşümün bir örneği. Dalí’nin yapıtlarını orijinal hâlleriyle görme olanağı sunmuyor; onun yerine sanatçının görsel dünyasını günümüz teknolojileriyle yeniden sunuyor. Sergiden çıkarken 2008’de gördüğüm Dalí ile bugün LED ekranlarda, VR gözlüklerde karşılaştığım Dalí arasında bir tercih yapma ihtiyacı hissetmiyorum. İki deneyim de sanatçının farklı yönlerini görünür kılıyor ancak aralarındaki mesafe, sanatın geleceğine ilişkin önemli bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Bir zamanlar ressamların hayal gücünü tuvale aktardığı görüntüler, bugün algoritmaların, ekranların ve dijital teknolojilerin de üretim alanına girdiği bir dünyada dolaşıma çıkıyor. Onun resimleri 2008’de de gerçekliği sorgulatıyordu, bugün de. Değişen, sadece o resimlere bakarken kullandığımız araçlar.



Source link

Dijital ekrandan Salvador Dalí’ye bakmak
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

ANW ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.