
ÇAKIRÖZER: FON VURGUNUNU YAPANLAR HAKKINDA TEK BİR DAVA YOK
YENİ Parti Grubu adına söz alan Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Ankara Adliyesi’nden geldiğini belirterek gazeteci Alican Uludağ’ın duruşmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çakırözer, Uludağ’ın Kocaeli’nin Gebze ilçesinde 29 Ekim 2025’te dört kişinin hayatını kaybettiği bina çökmesine ilişkin haberi nedeniyle hâkim karşısına çıktığını söyledi.
Metro inşaatı nedeniyle çöktüğünü belirttiği binada dört kişinin yaşamını yitirdiğini, aradan bir yıl geçmesine karşın sorumlular hakkında dava açılmadığını ifade eden Çakırözer, faciayı sorgulayan gazetecinin ise Ulaştırma Bakanı’nın sorumluluğunu gündeme getirdiği için yargılandığını savundu.
Çakırözer, “Gazeteciler her ay 50-60 kez hâkim karşısına çıkıyor. Gelelim fon vurgununa. Üzerinden tam elli gün geçti, bu büyük vurgunu yapanlar hakkında hâlâ tek bir dava yok ama vurgunu ortaya çıkaran, sorgulayan gazetecilere ilk davayı yine siz açtınız” dedi.
Fon vurgununa ilişkin haberleri nedeniyle Şaban Sevinç, Mustafa Balcı, İsmail Saymaz ve Murat Ağırel’in yargılandığını belirten Çakırözer, “Sırf vurgunlarınızı açığa çıkardılar diye bu 4 gazeteciyi toplam elli altı yıl hapis cezasıyla yargılıyorsunuz. Soruyorum: Bu gazeteciler cinayet mi işledi arkadaşlar?” diye konuştu.
Gazetecilere yönelik uygulamaların yalnızca yargı süreçleriyle sınırlı olmadığını savunan Çakırözer, ekim ayında 11 gazetecinin gözaltına alındığını, altı gazetecinin tutuklandığını söyledi. İsmail Arı’nın yeniden Sincan Cezaevi’ne gönderildiğini ve 15 gündür yerde yattığını söyleyen süren Çakırözer, Tuğba Tekerek, Ali Tarakcı, Derya Okatan ve Hasan Güraksu’nun da cezaevinde bulunduğunu belirtti.
Televizyon kanallarına yönelik uygulamaları da eleştiren Çakırözer, Tele1’e kayyum atandığını, Halk TV’nin de karartıldığını savundu. Sözcü TV ve Koza TV’ye fon vurgununa ilişkin haberleri nedeniyle cezalar verildiğini öne süren Çakırözer, dijital platformlardaki erişim engellerine ilişkin de şu ifadeleri kullandı:
“Gazetecileri hapsetmek, kanalları karartmak yetmedi, sansürü dijital dünyaya taşıdınız. Haberi, haberin paylaşıldığı hesabın kendisini yok ediyorsunuz. Eylül ayında 1.270, ekim ayında 867 X hesabına erişim engeli getirdiniz. T24, İfade Özgürlüğü Derneği, Halk TV’nin hesabı, ‘Youtube’ kanalı, Alican Uludağ’ın ve onlarca gazetecinin, avukatın, ekonomi yorumcusunun hesaplarının hepsi karardı.”
Çakırözer, “Haberi yasaklayarak gerçekleri örtemezsiniz, gazeteciyi hapsederek halkın haber alma hakkını hapsedemezsiniz. Bu karanlık kalıcı değildir; haberin suç, sansürün devlet politikası olmadığı, gazetecilerin korkmadan özgürce yazabildiği ve halkın her habere özgürce ulaşabildiği bir Türkiye’yi Yeni Parti iktidarımızla milletimizle birlikte kuracağız” dedi.
KARSLI: HER ADLİ İŞLEM BASKI, HER İDARİ YAPTIRIM SANSÜR DEĞİLDİR
AKP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Şengül Karslı ise basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin mesleki meselesi olmadığını, vatandaşların gerçeklere ulaşma hakkını da ilgilendirdiğini söyledi. Karslı, önergenin gerekçesindeki genellemeyi doğru bulmadığını belirterek, “Basın özgürlüğünü savunmak hepimizin sorumluluğu. Bunun yolu her adli işlemi baskı, her idari yaptırımı da sansür olarak kabul etmekten geçmez” dedi.
Geçmiş dönemlerde medya patronlarının siyasi süreçlerde etkili olduğunu savunan Karslı, “O dönem medya patronlarının Bakanlar Kurulu listesi yaptığı dönemdi; milletin inançlarıyla ekranlarda alay edilen dönemdi; seçilmiş hükûmetlerin manşetlerle alaşağı edildiği, milletin iradesine ‘Muhtar dahi olamazsın.’ diye sınır çizilen günlerdi; bazı medya sahiplerinin ekranları ve gazete sütunlarını kendi çıkarlarına kalkan yaptığı yıllardı” diye konuştu.

