
Kanun, ara ödemeyi güncel pay değeriyle sınırlıyor. Aynı gün ödeme yapılan fonlarda tablo daha ağırdı: 44 bin yatırımcısı bulunan DOH’ta ara ödeme, tasfiye öncesi birim pay değerinin yüzde 73; 48 bin yatırımcısı bulunan DFI’da ise yüzde 97 altında kaldı. Bundan sonrası, takvimi belirsiz nihai tasfiyeye kaldı.
Şimşek, tam bir yıl önce, 4 Kasım 2025’te Sermaye Piyasaları Kongresi’nde bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını bildiklerini, düzenleme eksiklerini gidereceklerini söyledi. Ara ödeme, bu sözün tam birinci yıldönümünde yattı. Son bütçe sunumunda verdiği söz de özünde aynıydı. O kongrenin platin ve yaka ipi sponsorlarından biri Tera Yatırım’dı.
Bu uyarıdan sonra THF’nin 31 Temmuz 2026’da 1,08 milyar lira olan büyüklüğü nasıl oldu da 31 Ağustos’ta 74,82 milyar liraya çıktı? Bir ayda yaklaşık yetmiş kat. Üstelik THF, yalnızca nitelikli yatırımcıya açık serbest fonlardan biri değildi. TEFAS’ta işlem gören, “hisse senedi yoğun fon” adıyla herkese açık bir fondu.
KAP’a bildirilen 31 Ağustos tarihli portföy raporu tek başına alarm üretmesi gereken bir tabloyu gösteriyordu. Grubun kendi üç şirketinin hisseleri yaklaşık 15 milyar lira idi: Fon değerinin beşte biri. Büyük şirket hisseleri vitrine konulmuş, riskleri vadeli satışlarla büyük ölçüde nötrlenmişti. Fonun gerçek hisse riskinin yüzde 27,5’i, grubun bu üç şirketinde toplanmıştı. Bu rapor 8 Eylül’den beri KAP’taydı.
Sonrasında fonun likiditesi daraldı. MKK kayıtlarında 15 Eylül itibarıyla THF’nin Özata Denizcilik’teki payının yaklaşık 1,8 milyon adet arttığı görülüyordu; 15 Eylül fiyatıyla yaklaşık 9 milyar lira. Oysa hisse, 1-11 Eylül arasında borsada toplam 1,85 milyon adet işlem görmüştü. On günlük borsa hacmine yakın bir pay artışı tek bir fonda görünüyordu.
Ancak MKK kaydı, bu payların hangi gün alındığını, kimden geldiğini ve işlemin borsada mı, blok satışla mı, virmanla mı yapıldığını söylemez. Aynı gün THF, grubun kendi şirketleri Tera Yatırım ve Tera Holding’deki payını da büyüttü. Bir mağdur platformu, 14-16 Eylül arasında 21,8 milyar lirayı aşan varlığın virman yoluyla, yani borsadan geçmeden hesaptan hesaba aktarılarak fona devredildiğini ileri sürüyor. İddia ispatlanmış değil ama bir soruşturmayı zorunlu kılacak kadar ağır.
Bu pozisyonların ağırlık kazandığı hisselerin önemli bölümü sonradan sert biçimde geriledi. THF yatırımcısının hesabına yatan 0,85 liranın açıklanması gereken hikâyesi de burada başlıyor.
Bütün bunlar herkesin gözü önündeydi: Büyüme TEFAS’ta, yoğunlaşma KAP’ta, pay hareketleri MKK’da.
Üstelik SPK’nın piyasa gözetim ve ortaklıklar finansmanı daire başkanları 18 Haziran’da görevden alındı; gerekçe açıklanmadı. Haziran sonundan temerrüde kadar Tera Portföy’ün fonları 404,7 milyar liradan 729,8 milyar liraya büyüdü. Sınırlayıcı kural ancak 28 Ağustos’ta geldi; THF’ye sonraki üç haftada 107 bin yeni yatırımcı girdi.
YÜREK Mİ YEMİŞLERDİ?
Bakanın bir yıl önceden uyardığı, kurumların sözde takipte olduğu bir dönemde bu kadar büyük bir fonu, bu kadar kısa sürede, bu kadar görünür risklerle büyütmeye nasıl cesaret ettiler? Bu cesaret, göz yumacak birilerinin olduğunu bilmekten gelir. Araştırılması gereken ihtimal şudur: Küçük yatırımcının parası, bazı kişilerin kapı kapanmadan çıkabilmesi için gereken nakdi mi sağladı?
Asıl ayrım temerrüt gecesi çizildi. Temerrütten önce işlemi tamamlanan geri alım talepleri olağan fiyatlarla sonuçlandı; son günlerde bu fiyat 2,70 ile 2,93 lira arasındaydı. Gerçekleşmeyen talimatların sahipleri ise kanunla tasfiye bakiyesine ortak sayıldı. Bir kısım yatırımcı kapı kapanmadan çıktı; içeride kalanların payına 0,85 liralık ara ödeme düştü. Adalet Bakanı’nın açıkladığı verilere göre Tera, Pusula ve Hedef’in fonlarından 141 kişi ve 73 şirket 187,6 milyar lira haksız kazanç elde etti. 13-16 Eylül arasında önceden bilgi alarak fondan çıktığı değerlendirilen kişiler de soruşturuluyor. Bir yanda 214 kişi ve şirket, öbür yanda 214 bin yatırımcı. Risk toplumsallaştırıldı, kazanç özelleştirildi.
NE YAPMALI?
Birincisi, THF’nin 1-17 Eylül arasındaki bütün işlemleri; karşı tarafları, işlem tarihleri ve takas biçimleriyle birlikte kamuoyuna açıklanmalı.
İkincisi, fonu zarara uğratan temerrüt öncesi devirler iptal edilmeli; geri alınan para önce fonda kalan küçük yatırımcıya dönmeli.
Üçüncüsü, tasfiyede satılacak hisselerin kime, hangi fiyatla ve hangi yöntemle satıldığı her satışta açıklanmalı. Aynı çevreler, küçük yatırımcının parasıyla şişirilen ve bugün değersizleşen payları ucuzdan geri toplamasın.
Tasfiye cenazeyi kaldırır; ölümü önleyecek olan denetimdi.
