
Toydemir, sakin şehirlerde dönüşümün halkla birliktelik gerektirdiğini hatırlatarak “Özellikle alanın soylulaştırılması yerine kentin ve halkın dahil edildiği turizm modelleri bunlar. Şöyle bir anlayış vardır: ‘Burası bu halka terk edilemeyecek kadar güzel bir yer’. Dolayısıyla halka rağmen iş yapılır ve halktan kopuk yatırımlar yapılır. Fakat yavaş turizm; soylulaştırmaktan ziyade halkla birlikte dönüşümü gerektirir. Mevcut olan kültürel yapıyı, mimari dokuyu korumayı gerektirir. Zaten eğer bunlar var ise orası bir potansiyel taşır” dedi.
EKOLOJİK ETKİLERİ ÇARPICI
Öte yandan yavaş turizmin ekolojik etkilerinin de bulunduğunu belirten Toydemir, TEMA Vakfı’nın “Macahel çalışması” nı örnek vererek şöyle konuştu: “1998 yılında Artvin Borçka’ya bağlı Camili (Macahel) Havzası’ndaki çalışmalarla, Türkiye’de neslinin tükendiği sanılan saf Kafkas arısı ırkının bölgede bulunduğu ve koruma altına alındı. Yüksek verimli bal üretimine başladı. Oldukça zengin ve bakir bir doğa vardı; yüzlerce endemik türe ev sahipliği yapan bir bölge. Turizm hareketlerinin bölgeye zarar verebileceği de öngörülerek, Camili Köyü halkıyla birlikte bir dönüşüm başlatıldı. Bugün Macahel-Camili bölgesi organik bal üretiminde Türkiye’de bir numaradır.”
Yavaş turizmin sürdürülebilirlik iddiasını da değerlendiren Toydemir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bölgelerin taşıma kapasitesi hesaba katılmalı. Altyapı, su ve elektrik kapasitesine, kanalizasyona, beslenme kapasitesine bakmak gerekiyor. Bunların üzerinde bir misafir ağırlamaya ve altyapı yatırımları yapmaya başladığınızda bölgenin karakteristiğini yok ediyorsunuz. O butik, şirin sahil kasabası kafası yok oluyor. İşte örnek Kuşadası, Bodrum, Marmaris yok oldu. Buralar 40-50 yıl öncesinin şirin tatil beldeleriyken bugün sahil kentleri haline dönüştüler. Kent dokusunu, kültürünü, o mahalle aralarındaki ufak pidecisini, bakkalını, kasabını korumadan sürdürülebilir turizmden bahsetmek gerçekçi olmuyor.”
∗∗∗
YEREL KÜLTÜRE SAYGI
Yavaş turizmin önemli birkaç özelliği şöyle sıralanıyor:
• Bir güzergâh oluşturmak ve çok sayıda farklı seyahat deneyimini bir araya getirmek yerine, bölgenin yerel kültürünü, tarihini ve özelliklerini keşfetmeye vurgu yapar.
• Kitlesel tüketim yerine yerel yemeklerin ve geleneksel tariflerin tadını çıkarmayı vurgulayan ‘slow food’ hareketinin turizm sektöründeki karşılığıdır.
• Yerel çevreyle ve sürdürülebilirlikte ilgili hassasiyetleri teşvik eder.
• Daha sağlıklı yaşam çevreleri oluşturulurken çevreye duyarlı kalkınma stratejileri de teşvik edilir.
• Amaç aynı zamanda bölge halkını da turizme katmak ve yerel işletmeyi desteklemektir.
• Katı ve stresli zaman aralıklarını izlemeden, anı ve bölgenin kültürünü yaşatan esnek bir seyahat planı oluşturmak önemlidir.

