
Kallel Vakfı öncülüğünde, Vanderbilt Health ve farklı kurumlardan araştırmacıların katılımıyla yürütülen çalışmanın sonuçları, 7 Ekim’de Science Advances’ta yayımlandı. Araştırmada, Jonathan’ın uzun ömrüne katkı sağlayabilecek genetik özellikler ile gen etkinliğini düzenleyen mekanizmalar ele alındı.
Yaklaşık 1832’de doğduğu düşünülen Jonathan, 1882’den bu yana Güney Atlantik’teki Saint Helena Adası’nda yaşıyor. Yaşı tarihsel kayıtlardan hareketle tahmin edilen kaplumbağa, adadaki valilik konutunun bahçesinde diğer dev kaplumbağalarla birlikte yaşamını sürdürüyor.
AĞZINDAN DOKU ÖRNEĞİ ALINDI
Araştırmacılar, sağlığını riske atmamak için Jonathan’dan kan almak yerine ağız içinden doku örneği topladı. Bu örneklerden hem genetik dizilim hem de DNA dizisini değiştirmeden genlerin çalışmasını etkileyen kimyasal işaretler incelendi.
Analizde DNA hasarının onarımı, iltihabın düzenlenmesi, insülinin işleyişi ve tümörlerin baskılanması gibi süreçlerle bağlantılı 287 özgün genetik varyant belirlendi. Bu farklılıklar, Jonathan’ın yaşlanmaya karşı dayanıklılığını anlamak için araştırılabilecek adaylar olarak değerlendiriliyor.
MİTOKONDRİLERİ DİKKAT ÇEKTİ
Çalışmanın dikkat çeken bulgusu, hücrelerin enerji üretim merkezleri olan mitokondrilerle ilgiliydi. Bu yapıların işleyişinde görev alan bazı genleri düzenleyen bölgelerde, DNA üzerindeki kimyasal işaretlerin görece düzenli kaldığı görüldü. Araştırmacılara göre bu düzen, yaş ilerledikçe genlerin çalışmasında ortaya çıkabilen aksaklıklara karşı koruyucu bir rol oynuyor olabilir.
Jonathan’ın bu kimyasal işaretleri, farklı yaşlardaki dört Aldabra dev kaplumbağasıyla karşılaştırıldı. Bulgular bütün DNA’sının “genç” kaldığını göstermiyor: Yaşlanmanın izleri birçok bölgede görülürken belirli genleri kontrol eden alanlarda daha düşük düzensizlik saptandı.
ARAŞTIRMANIN SINIRI
Araştırma, uzun yaşamın sırrının çözüldüğü anlamına gelmiyor.
Bulgular büyük ölçüde tek bir olağanüstü yaşlı hayvana dayanıyor; belirlenen özelliklerin uzun ömrün nedeni olup olmadığı henüz bilinmiyor. Yaşam koşulları, beslenme ve veteriner bakımının payı da göz ardı edilemiyor. İnsanlarda yaşlanmayı yavaşlatacak bir yönteme ulaşılması için daha kapsamlı karşılaştırmalar ve deneyler gerekiyor.