
Astronomy & Astrophysics dergisinde yayımlanan çalışma, daha önce gözlemlenen ancak doğası tam olarak anlaşılamayan yapıya odaklandı. Kaynağın, Dünya’dan bakıldığında Samanyolu’nun yıldız, gaz ve tozla yoğun biçimde örtülen bir bölgesinin arkasında bulunması, araştırmayı güçleştiriyordu.
Ekip, bu engeli aşmak için NASA’nın Chandra X-ışını Gözlemevi ve eROSITA teleskobunun verilerini radyo gözlemleriyle birleştirdi. X-ışını ölçümleri, kaynağın çevresindeki sıcak gazı ortaya çıkardı. Bulgular, yapının birleşme sürecindeki iki galaksi kümesinin içinde bulunduğunu gösterdi. Galaksi kümeleri, çok sayıda galaksiyi ve aralarındaki sıcak gazı barındıran dev sistemler.
İKİ AŞAMALI AÇIKLAMA
Araştırmacıların önerdiği açıklama iki aşamadan oluşuyor. Önce süper kütleli bir kara deliğin çevresindeki etkinlik, yüklü parçacık bulutlarını dışarı savurdu. Başlangıçta güçlü radyo ışınımı üreten parçacıklar, zamanla enerji kaybederek sönükleşti.
Ardından galaksi kümelerinin çarpışması, bu eski parçacık bulutunu sıkıştırmış veya yeniden enerji kazanmasını sağlamış olabilir. Böylece kara deliğin geçmişteki etkinliğinin izleri, radyo dalgalarında yeniden belirginleşmiş olabilir. Çarpışmanın oluşturduğu şok dalgaları da bu süreçte rol oynamış olabilir.
GAZIN HAREKETLERİNDEN OLUŞMUŞ OLABİLİR
Çalışma, kaynağı bu tür yeniden parlaklaşan yapılar için kullanılan “radyo anka kuşu” sınıfında değerlendiriyor. Ancak parçacıkların hangi mekanizmayla yeniden enerji kazandığı ve yapının kıvrımlarının tam olarak nasıl oluştuğu henüz kesinleşmiş değil. Araştırmacılar, birleşme sırasında gazın hareketlerinin bu biçimi oluşturmuş olabileceğini düşünüyor.
NASA’nın paylaştığı görüntü, X-ışını, radyo ve kızılötesi verilerin renklendirilerek birleştirilmesiyle hazırlandı. “Sol anahtarı” adı ise yalnızca biçim benzerliğinden geliyor; yapının müzikle fiziksel bir bağlantısı bulunmuyor.